SİYASİ COĞRAFYA’DA DOĞAL FAKTÖRLER
Coğrafi konum, saha, yer şekilleri, iklim özellikleri ve sular gibi birinci dereceden Siyasi coğrafya’yı etkileyen statik faktörleri kısaca gözden geçirelim :
I- SİYASİ COĞRAFYA’DA KONUM
Konum kavramı, yalnızca doğal çevre koşullarını, topografya özelliklerini, alansal genişliği, ülkenin sınırlarını değil, fakat aynı zamanda ırk, halk, din ve dil gruplaşmaları ve nihayet hangi kültür bölgesine girdiği konusunu kapsar. Böylece konum, bir yerin doğal olanaklarını ve bütün kültürel özelliklerini ifade etmektedir.
Çok geniş kapsamlı bir kavram olan coğrafi konum, ana çizgileriyle iki ana başlık altında toplanarak incelenebilir. Bunlar fiziki ve beşeri konumdur.
A- FİZİKİ KONUM
a- Astronomik Konum : Enlem ve boylamlara göre bir yerin konumudur. Örneğin Türkiye 36 ile 42 kuzey enlemleri, 26 ile 45 doğu boylamları arasında bir konuma sahiptir. Bu N-S doğrultusunda 6 enlem, E-W doğrultusunda 19 boylamlık bir alanın sınırları anlamına gelmektedir.
Siyasi coğrafyada, ekonomik coğrafyada olduğu gibi enlem, boylamdan daha önemlidir. Çünkü bir ülkenin iklimini ana çizgileriyle enleme bağlı konumları belirlemektedir. Böylece Türkiye orta iklim kuşağı içersinde yer almaktadır ve astronomik konum siyasi coğrafyada özellikle iklim nedeniyle önem kazanmaktadır.
Tarihte ilk medeniyetlerin, kurak ve yarı kurak bölgelerde, subtropikal kuşakta oluştuğu görülür. Başlangıçta büyük devletlerin ve ilk büyük medeniyetlerin orta iklim kuşağının güney kısmında ve suptropikal kuşakta yer almaları, insanların henüz orta iklim kuşağının kuzeyinde var olan sert ve uzun kışlara uyum gösterebilecek ve sık orman örtüsüyle başedebilecek bir medeniyet seviyesine ulaşamamış olmalarıyla ilgilidir.
Bir devlet için kuzey veya güney yarımkürede yer almak, siyasi ve ekonomik ilişkileri bakımından çok önemlidir. Kuzey ve güney yarımküreler karşılaştırıldığında aşağıdaki özelliklerin varlığı saptanır :
Dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezleri, karaların geniş yer kapladığı, yeraltı kaynaklarının zengin olduğu, iklim koşullarının insanların yaşamasına elverişli ve hertürlü faaliyetlerini geliştirmelerine ortam hazırlayan kuşaklar içersinde toplanmıştır. İklim kuşakları astronomik konum açısından ülkelerin önemini arttırabilmektedir. Aynı ülkenin farklı iklim kuşaklarında veya aynı iklim kuşağında yer alması gibi.
Ancak, aynı kuşakta coğrafi koşulların her yerde aynı olmadığı da bir gerçektir. İklim veya topoğrafya koşulları değişiklikler gösterebilir. Hava ve deniz suyu akıntıları, yükselti farkları, karasallık, iklim kuşakları arasındaki geçişi etkiler ve böylece daha elverişli veya olumsuz yaşam alanları doğabilir.
Kuşkusuz boylamların da bu değerlendirmelerde payı olmalıdır.
Romalılar Akdeniz’deki ilk gelişmelerini 10 ile 16 doğu boylamları arasında gerçekleştirmişler, İtalya-Sicilya üzerinden Afrika’ya geçmişlerdir (ŞEKİL 13).
Afrika’daki en eski Portekiz kolonileri Lizbon yakınındaki boylamdan güney doğrultusunda ekvatora kadar uzanmaktadır.
A.B.D. 70-80 batı boylamları arasında ilk kurulan 13 koloniden oluşmuştur.
Çok farklı bölgelerin kuzey-güney yönünde birbirine bağlanılması özelliği, buraların siyasi ve ekonomik bakımdan birbirlerini tamamlamalarıyla ilgilidir.
b- Kara ve Denizlere Göre Konum : Devletlerin veya ülkelerin denizlerle bağlantısının oluşu veya olmayışı özelliği farklı siyasi konum değerlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Örneğin dünyada 30 kadar devletin denizle bağlantısı yoktur. Moğolistan, Bolivya ve Afrika’da 14 bağımsız devlet bu konumdadır. Afrika’da denize kıyısı olmayan devletlerin 14’e ulaşması, sömürgecilik hareketleriyle yakından ilgilidir. Ada devleti veya kara devleti örneklerinde deniz kıyısı oranının 0 veya 100 olmasına karşılık, deniz ve kara sınırlarının oranları da önemlidir. Örneğin Yunanistan %93, İtalya %66, Hollanda ve Portekiz %51 deniz sınırına sahiptir. Rusya’da %70’i bulan deniz kıyı sınırı bir avantaj olarak görülmemelidir. Türkiye için bu değer 6831 km deniz sınırı ve 2753 km kara sınırı ile %72,6 ‘dır. Rusya gibi Türkiye’de denizci ülke değildir.
Ancak kenar konumlar iç konumlara oranla bazı avantajlara sahiptir. İklim daha elverişli, ulaşım olanakları daha kolay vb. Bu avantaj, siyasi teşkilatlanma açısından da geçerlidir.
Ana karadan kıyıya ulaşmak için yayılma politikası güden devletlerin sayısı az değildir. Tarihi çağlardan beri aynı çabanın verildiği görülür. Bu bağlamda en iyi örnekleri, Roma İmparatorluğu,Firigya, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları oluşturur. Çin hatta Rusya büyük denizlere açılma tutkusunu her ortamda gerçekleştirmeye çalışmıştır.
B- BEŞERİ KONUM
1- Dünya Kültür Bölgelerine Göre Devletlerin Konumu :
Devletleri çeşitli kültür grupları altında toplamaya çalışan araştırmacılar arasında Schmitthenner , yeryüzünü 12 kültür parçasına ayırmıştır.
a- Avrupa,
b- SW Asya ve Kuzey Afrika,
c- Büyük Sahra güneyindeki Afrika,
d- Rus Avrupa’sı,
e- Orta Doğu Asya = Çin-Kore-Japonya,
f- Güneydoğu Asya,
g- Yüksek Asya,
h- Avustralya, Anglo-Amerika, Latin Amerika,
i- Pasifik ve Hint Okyanusu Adaları.
Ancak bazı devletlerin hangi kültür bölgesi içersinde yeraldıkları konusu açıklığa kavuşturulmuş değildir. Rusya, Çin gibi. Koloniyal etkiler bu doğrultuda daha başkaca değerlendirmeleri zorunlu kılmaktadır.
Türkiye, çeşitli kültür bölgeleri arasındaki konumu nedeniyle ilginç bir yapı gösterir. Doğal köprü ve yollar üzerinde oluşu, birbirini siyasi ve ekonomik açıdan tamamlayan ve bağlayan bir işlevi yaratmıştır. Antik çağdan bu yana geniş hinterland’ları ile Efes, Milet, Foça, Antalya, İskenderun, Sinop, Samsun, Trabzon ve İstanbul limanları Akdeniz Ticaretini, Anadolu üzerinden Mezopotamya, İran, Hindistan ve Çin’e yönlendirmiştir.
Ancak coğrafi keşifler, buharlı gemilerin gelişmesi, Süveyş Kanalı’nın açılışı, Kuzey Amerika’nın ekonomik açıdan gelişmesi Anadolu’yu olumsuz etkilemiştir. Günümüzde geçerli olan koşullar nedeniyle Anadolu eski önemine sahiptir denilebilir.
2- Bir Devletin Siyasi Bakımdan Komşularına Göre Konumu :
Tarihi ve doğal koşulların komşu sınır ülkeleri birbirleriyle her zaman aynı ilişkiler içersine itmemiştir. Konum ve diğer koşullar bunu önemli oranda etkilemiştir. Böylece bazı ülkelerin bazı ülkelerce siyasi, kültürel ve ekonomik etki altına alındıkları görülür. Örneğin,
İspanya, Portekiz’i,
Almanya, Avusturya, Danimarka, Hollanda’yı,
Rusya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya’yı, A.B.D., Kanada’yı etki altına almışlardır.
Kuşkusuz yukarıda verilen örnekler farklı açıdan bakılıp değerlendirildiğinde daha başkaca gruplandırmaların ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Kıyı devleti – iç bölge devleti olma konumu, sınır olma nedeniyle başta ticari ve diğer ilişkilerin kurulması yoluyla gelişimi etkilemektedir. Yeryüzünde siyasi ve kültürel bakımdan çok farklı komşuluk biçimleri görülür. İdeolojik ve dini faktörler sınırların biçimlenmesinde etkin olmuştur.
Komşu sayısının olumlu ve olumsuz etkilerinden sözedilebilir. Örneğin ada devletleri’nin hiç komşusu yoktur yorumu getirilebilir. Sayısal değerlerle A.B.D.’nin 2, Çin’in 10, Almanya’nın 9, Portekiz ve Danimarka’nın 1, Rusya’nın 12 komşusu olduğu ifade edilebilir.
Yakın ada konumundaki devletler, körfez kıyısını paylaşan, boğazın iki yanında yer alan devletler komşu konumundadırlar. Örneğin, Manş Denizi’ne rağmen İngiltere, Fransa, Belçika komşu devletlerdir.






Yorum Kısmı